Yarenlik Üzerine: İlişki mi, Yarenlik mi?
“Herkesin bir yokuşu vardır tırmandığı, senin de var biliyorum… Yokuşun sonu düzlük, hadi gayret diyorum. Yaralım olur musun, yarenim olur musun?” Sosyal…
“Herkesin bir yokuşu vardır tırmandığı, senin de var biliyorum… Yokuşun sonu düzlük, hadi gayret diyorum. Yaralım olur musun, yarenim olur musun?” Sosyal…
"Herkesin bir yokuşu vardır tırmandığı, senin de var biliyorum... Yokuşun sonu düzlük, hadi gayret diyorum. Yaralım olur musun, yarenim olur musun?"
Bu ara dost meclislerinde, kahve fincanlarının arasında dönüp dolaşıp aynı konuya çarpıyoruz. Masaya yatırdığımız dert ne ekonomik ne de tamamen siyasi; çok daha derinde, ruhsal bir yorgunluk. Hepimiz aynı cümlenin farklı türevlerini kuruyoruz: "Yorulduk. Her şeyi bu kadar hızlı tüketmekten çok yorulduk."
Bu ara dost meclislerinde, kahve fincanlarının arasında dönüp dolaşıp aynı konuya çarpıyoruz. Masaya yatırdığımız dert ne ekonomik ne de tamamen siyasi; çok…
Bir ırmağın kenarında gözlerini kapatıp, o sıcak havada suyun serinliğini solumak varya… Enfes bir şeydir. Bazen üzerinde bir kayık olmak istersin, bazen…
Vakitlerden Sultan zamanı… Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde bir Sultan yaşarmış, kaç zaman yaşadığı bilinmez. Hayat bir masal olsa diyerek söze…
Yeşilçam’ın o unutulmaz klasiğini hepimiz hatırlarız: Köyden İndim Şehre. Saffet, Himmet, Gayret ve Hayret kardeşlerin ellerinde bir çuval altınla Ankara’nın, İstanbul’un keşmekeşine dalıp kayboluşlarını izlerken hem güler hem de o naif taşralı ruhun şehir canavarı tarafından nasıl hırpalandığını görürdük.